21 Kasım 2008, 04:28:16 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  Portal   Forum   Yardım Oyun GoogleTagged Etiket iletisim Giriş Yap Kayıt  
   

Onuralperen.Net Paneli

Forum Kuralları Moderatör Başvuru Arama Yapın Görüşleriniz

Forum Kurallarını Okumadan Mesaj Atmayın
Tıklayınız


Moderatörlerde Sizler Gibi Turkpol üyeleri
Tıklayınız


Arama yapmadan Mesaj Atmayınız
Tıklayınız


Onuralperen.Net Hakkında Görüşleriniz
Tıklayınız


Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Siyahların Müziği
Cevap SayisiCevap Sayisi: 1 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 87 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Siyahların Müziği  (Okunma Sayısı 87 defa)
 
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
konuskan



Administrator
------Üye Bilgileri Sr. Member
*****

Rep Gücü: 23
Rep Puanı: 11310

Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Üye ID: 9

Kayıt tarihi 29 Ocak 2008, 22:55:33

Nerden: izmir
Yaş: 28
Mesaj Sayısı: 298




Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü İtibar


Durumum:



Uyarı Puanı:
%0
« : 07 Mayıs 2008, 22:18:00 »

Siyahların Müziği

1925 yılına gelindiğinde caz, doğum yeri olan güney in sınırlarını aşmış ve salt zencilere özgü bir müzik olmaktan çıkmıştı. 1930 lu yıllarda tüm dünyada caz dinleniyordu.
cazın ortaya çıkışına ilişkin kesin bilgiler bulunmamakla birlikte amerikan iç savaşıyla özgürleşen zencilerin bulundukları yeni ortam içinde kendilerini ifade etmek için yeni sanatsal biçimler aramış oldukları kuşkusuzdur. ancak müziğin yaşamlarında tuttuğu önemli yere karşılık, zencilerin o dönemde herhangi bir kurumsal müzik eylemi içinde bulunamayacağı da açıktı. bundan öte alışılagelmiş çalgıları bile kolayca sağladıkları söylenemezdi. dolayısıyla ilk caz ürünleri vokaldi ve özellikle kilise korolarından duyularak yayılmaya başladı.
cazın bağımsız bir müzik türü olarak ortaya çıkışı 1900 başlarındadır. caza özgün karakterini veren kuşkusuz içindeki afrikalı öğelerdi. afrika dan gelen zenci kölelerin birlikte getirdikleri karmaşık ritmler, klasik müzik geleneğinin dışında kalan dizi ve kalıplar, cazın temelini oluşturdu. ancak bu "afrikalılık" yeni bir müzik geleneği oluştururken üç "avrupalı" gelenek ile de keşisecekti: ispanyol, fransız ve anglosaksom, ispanyol etkisi cazda daha çok latin ritmlerinin afrika ritmleri ile karışması biçiminde görüldü ve başlarda pek önem kazanmadı. fransız etkisi ise daha belirgindi; cazın doğduğu temel yerlerden biri olan new orleans ta fransız kültürünün oldukça egemen olması bunun bir kanıtıdır. abd nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturan anglosakson kökenlilerin kültürel etkilerinin caza yansıması doğaldı. cazın dili ingilizce olarak belirdi ve protestan mezhebinin etkisindeki "spritual"lar (ilahiler), cazın önemli bir bileşeni olarak ortaya çıktı.
aslında new orleans pek çok kültürün bir arada kaynadığı bir kazandı: eski fransız, amerikan, creole, zenci ve kızılderili öğeler iyice karışmıştı. bu karışımdan ortaya çıkan müzik dili günlük yaşam içinde pratiğe giriyordu. düğünlerde, cenazelerde, vaftiz ve doğum günlerinde, pikniklerde toplu olarak müzik yapılmaktaydı. bunun sıklıkla açık havada gerçekleşmesi nedeniyle bir yandan müzisyenlerin çıkardığı tonların gürlüğü önem kazanırken, bir yandan da buna bağlı olarak trompet, czaband içinde öncü rolü üstleniyordu. toplu doğaçlamaya (emprovizasyon) dayanan new orleans üslubunda trompet, trombon ve klarnet üçlüsü öne çıkmaktaydı. trompetçi buddy bolden öncülüğünde şekillenen bu üslup, zaten henüz gelişmemiş olan bireysel tekniklerin sergilenmesine -soloya- pek yer vermiyordu. dolayısıyla ilk yetenekli solistlerin ortaya çıkmasıyla birlikte bu üslubun da dönemi kapanmaya yüz tutacaktı. new orleans ta her yıl seçilen "caz kralları"nen en ünlüsü olan joe "king" oliver ve 1914 te ünlü "st. louis blues u besteleyen w.c. handy den sonra louis daniel armstrong (1900-1971) eşi görülmemiş bir virtüöz olarak sivrilince klasik new orleans üslubu ilk büyük yarasını aldı.
ikinci darbe 1917 de new orleans daki caz merkezi olan storyville in güvenlik kuvvetlerince dağıtılması ile geldi. storyville deki çeşitli genelev ve barlarda ("jazz" bir zenci lehçesinde cinsel ilişki anlamına gelir) çalışarak geçimini sağlayan çok sayıda genç caz müzisyeni, ekmek parası kazanmak üzere kuzeye göç etmek zorunda kaldı. böylece caz, kent yoksullarının özel bir eğlence biçimi olmaktan giderek çıkmaya, cazbandlar yoluyla ulusal karakterli bir "tür" olarak yerleşmeye başladı. bu sürece, new orleans dan memphis ve st. louis gibi missisippi ırmağı üzerindeki başka kentlere işleyen gemilerin çalıştırdıkları cazbandlar da katkıda bulundu. bunlar sayesinde birçok beyaz, ilk kez cazla tanışıyordu.
1927 yılına gelindiğinde caz müziğinin merkezi artık chicago idi. amerika da içki yasağının geçerli olduğu bu dönemde chicago al capone gibi ünlü gangsterlerin de merkeziydi ve gizli içki satışını da içeren çeşitli yolsuzlukları barındırmasıyla ünlüydü. buraya gelen caz müzisyenleri, içki ikramının zorunlu kıldığı gizlilik nedeniyle görece küçük sayılabilecek salonlarda çalıyorlardı. buralarda yapılan müzik, geçmişten tam bir kopuş içinde değildi, toplu icraatla solo virtüözlük arasında bir uzlaşma ve geçişi dile getiriyordu. parçalar genellikle toplu olarak başlar ve toplu olarak biterdi, arada da bir dizi solo bulunurdu. louis armstrong 1927 ve 1928 yıllarında the hot five ve the hot seven adlarını verdiği gruplarla yaptığı plaklarla bu tarzın öncülüğünü yapacak, solo virtüözün gruba egemenliğini kesin olarak ilan edecekti.
chicago okulundan bazı beyaz caz ustaları yetişti. bunlar arasında en önemlileri, klarnetçi benny goodman tromboncu jack teagarden ve çok yönlü müzisyen bix beiderbecke idi. beyaz ve zenci müzisyenler uzun süre birlikte çalmadılar. ancak bu, iş dışında bu sanatçıların bir araya gelerek sanatları üzerinde sohbet etmelerini ya da birbirlerini övmelerini engellemiyordu. zenci ve beyaz müzisyenler ilk kez louis armstrong un "knockin a jug" adlı plağında bir araya gelerek çalacaklardı.
bu dönemde yetişen en büyük virtüözlerden biri de edward kennnedy "duke" ellington (1899-1974) oldu. sanatçı, yalnız piyanist olarak değil, hatta bundan da önemlisi orkestralayıcı ve besteci olarak da caz müziğine büyük katkıda bulunacaktı.
amerika da içki yasağının kaldırılmasıyla birlikte caz, yeni bir aşamaya girdi; nihayet yasa dışılıkla bağlarını tümüyle koparıyordu: genelevler ve yasadışı içki salonları tarihe karışıyor, caz saygınlık kazanıyordu. bundan böyle büyük cazbandlar büyük salonlarda dans müziği çalacaklardı. böylece caz sanatçıları da ilk kez bir piyasa olgusuyla karşı karşıya gelmekte, ticaret ilişkilerine girmekteydi. 1929 ve sonrasında ise artık özgün "caz ruhu"ndan uzaklaşmış popüler dans orkestraları caz temalarını, ritmlerini ve iş arayan caz müzisyenlerini kullanıyorlardı. aynı süreç içinde cazsı beyazların sayısında büyük bir artış gözlendi; beyaz müzisyenler caz alanında söz sahibi olmaya başladılar. dans salonları beyaz orkestralara zencilerden daha çok iş veriyordu. ortaya çıkan büyük orkestralar, daha çok, "iyi satan" ve cazın kimi unsurlarını bünyelerine alarak sulandıran bir müzik türü geliştirdiler. bu orkestraların en önemlisi, tüm kurumsal yapısına karşın kendine özgü bir ses rengi yakalamış olan glenn miller orkestrasıydı.
1929-1941 arası abd de cazın beyazlar tarafından ele geçirilmesi ve popüler müzik haline getirilmesi ancak öte yandan aynı dönem, avrupa da avant-garde sanatçı ve aydın kesimlerinin caza karşı büyük bir ilgi duymaya başlamalarına da tanık oluyordu. iki dünya savaşı arası dönemdeki avrupa aydınları sanat alanındaki avan-garde arayışlarına yanıtı cazda bulduklarını düşünmeye başlamışlardı.
caz, müzik alanına yeni enstrümanlar getirmedi, ancak var olan müzik aletlerinin kullanımında öyle köklü, değişiklikler gerçekleştirdi ki, yüzyıllardır kullanılan aletlerin ses renklerini de değiştirerek özgün bir "caz rengi" ortaya çıkardı. özellikle nefesli sazların "şarkı söyler gibi" çalınmasıyla beliren bu farklılık insan sesi kullanımında da gözleniyordu.
örneğin, klasik batı müziği ölçüleri içinde bir operada kapıcılık bile yapmasına izin verilmeyecek olan bir louis armstrong, trompetçiliğinin yanı sıra en büyük caz şarkıcılarından biri olarak ünlendi. bessie smith, billie holiday ve ella fitzgerald gibi şarkıcılar klasik şan kalıpları içinde "kabul edilebilir" olan seslerini, bu kalıpları tümüyle reddederek kullandılar. "caz rengi" insan sesinde de farklı bir yapı olarak ortaya çıktı. kendilerini kurallara bağlı hissetmeyen ve yeni deneylere girmekten kaçınmayan cazcılar, enstrümanlarının ve seslerinin "coğrafyasını" ezbere bilir oldular.
caz üslubu, belirli ve oldukça sınırlı bir repertuar çerçevesinde gelişti. ancak bu sınırlılık her dönem yorumcularının bu repertuarı yeni eklerle zenginleştirmesinin önüne geçmedi. "blues" türü parçalar ve baladlar belirli temalar çevresinde oluştu, ancak her yorumda, kullanılan enstrümanlar ve yorumcunun sanatsal yetkinliği ön plana çıkarak bu temaları zenginleştirdi, onları yeni biçimler, rnitmler ve düzenlemelerle özgün yapıtlara dönüştürdü. bu anlamda, klasik batı müziğinde kilit noktada olan bestecinin yerini cazda düzenleyici aldı. düzenleyici bilinen bir caz temasını ele aldığında onun yapısını yeniden kurar, icrayı gerçekleştirecek olan topluluğun tek tek üyelerinin doğaçlama olanaklarına mümkün olan en geniş alanı tanıyarak, her müzikçinin bireyselliğini ifade etmesine izin verip aynı zamanda kollektif bir sesin oluşmasına özen göstererek melodisi, ritmi, soloları, sazlardı ve ses rengiyle yeni bir müzik oluşturur. cazın en kurumsallaşmış biçimi olan büyük orkestrada bile doğaçlamaya verilen önem, cazın bir "icra tarzı" ile, müzikçinin özgür davranışıyla ne denli ilişkili olduğunu ortaya koyar.
1924 te george gershwin in cazdan etkilenmiş bir popüler bestesi olan "rhapsody in blue", senfonik orkestra tarafından çalındığında, caz artık saygınlığını ulusal alanda kanıtlamış, uluslararası fetihlere çıkma hazırlığına geçmiştir. böylece 1920 lerin ortalarından başlayarak artık bir "caz olgusu"ndan söz etmek olanaklı duruma gelmiştir.

Tesekkur Listesi Bos.
Logged

poliyanna



Administrator
------Üye Bilgileri Hero Member
*****

Rep Gücü: 64
Rep Puanı: 30890

Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Üye ID: 2

Kayıt tarihi 19 Aralık 2007, 11:10:14

Nerden: hatay
Yaş: 27
Mesaj Sayısı: 770




Administrator


Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü İtibar

WWW
Durumum:



Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #1 : 08 Mayıs 2008, 12:19:07 »

teşekkürler can konuskan
Logged


Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  

||| GoogleTagged |||
GoogleTagged:

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Smf Kardeşliği.Com
smf.gen.tr aracılığı ile SMF kullanan siteler arasında yaptığımız SMF Kardeşliği listemizi görmek ister misiniz?

Bu site SM Forumlar Birliğinin Üyesidir
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sitedeki Ozel Mesajlar PmSpy 1.2.0 Ile Denetlenmektedir
Webmaster © By MeMoLi
Sitemap
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
www.onuralperen.net,mizah,youtube,video,ödev,yıllık plan,günlük plan,planlar,makale,hikaye,şaka,fıkra,kocakafalar,flash oyun,animasyon,şiir,öss,tus,üds,kpss sınav,sonuçlar Güvenlik Tarayıcısı
İp Adresiniz: Bağlantı Bilgileriniz: Konumunuz: Sistem Bilgisi:
38.103.63.60 CCBot/1.0 (+http://www.commoncrawl.org/bot.html) [Sisteme Kaydedildiniz!]