28 Ağustos 2008, 10:04:48 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  Portal   Forum   Yardım Oyun GoogleTagged Etiket iletisim Giriş Yap Kayıt  
   

Onuralperen.Net Paneli

Forum Kuralları Moderatör Başvuru Arama Yapın Görüşleriniz

Forum Kurallarını Okumadan Mesaj Atmayın
Tıklayınız


Moderatörlerde Sizler Gibi Turkpol üyeleri
Tıklayınız


Arama yapmadan Mesaj Atmayınız
Tıklayınız


Onuralperen.Net Hakkında Görüşleriniz
Tıklayınız


Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Öpülen Kalem
Cevap SayisiCevap Sayisi: 6 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 199 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Öpülen Kalem  (Okunma Sayısı 199 defa)
 
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
konuskan



Administrator
------Üye Bilgileri Sr. Member
*****

Rep Gücü: 23
Rep Puanı: 11310

Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Üye ID: 9

Kayıt tarihi 29 Ocak 2008, 22:55:33

Nerden: izmir
Yaş: 28
Mesaj Sayısı: 298




Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü İtibar


Durumum:



Uyarı Puanı:
%0
« : 04 Şubat 2008, 20:47:43 »



Öpülen Kalem

"Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. Hırs hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kâğıt kalem aldım, oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım."(Haritada Bir Nokta, Sait Faik)

Önünden geçmek zorunda olduğum devasa Book Center’ın vitrininde sergilenen, sergilenmekten de öte adeta göze sokulan Best Seller kitapları görmemek için başımı diğer yana çevirdim. (Tekno Center’ın bulunduğu yana… Daha katlanılır ve daha az ironikti.)
Tüm pazarlama tekniklerinin incelikle uygulandığı mağazanın önünde gereğinden uzun kalırsam, biliyordum ki omuz omuza hücum eden dayanılmaz mide bulantısı ve vahşi oyun bozma, kirletme güdülerinin esiri olacaktım.
Başımdan büyük kelimeler doluştu zihnime; “Kapitalizm, küçük esnaf cehennemi, kahreden kültür emperyalizmi, bireyin aynılaştırılması, simülasyon, yok edilen hakikat, yüceltilen sahte gerçeklikler…”
Söz konusu imgelerin geldiği yeri, zihinlerimize sunuluş biçimlerini düşününce kafamın içinde ünleyip duran koca ağza çenesini kapatması emrini verdim.
Nispeten güvenli bir noktaya ulaşana kadar, yeni abdest almış bir şafi titizliğiyle, gözümü ve gönlümü bu camekanlar şehrinden sakınarak, başım önde yürümeye devam ettim.
Az önce Sait Faik okumuştum. Onu düşünmek işe yarayabilirdi. Kalemini öpen usta…
Onbeş yirmi adım daha yürüdükten sonra tozlu bir bankın yanında durdum. Arkamdaki duvar, öfkeli adam Malcom’un fotoğraf ve kara nasihatinin –Bir taş at!- bulunduğu bir afişle süslenmişti. Önümde ise tezgah açmış korsan kitap satan kardeşlerim. –amaç bakımından değil, eylem bakımından kardeştik. Dante’nin Floransalılığı gibi.-
Korsan kitap satma eylemi ile ilgili ateşli fikirlerimi nezaketle bir kenara itip, av arkadaşım Sadık’ın geç kalma sebeplerini düşünmeye başladım. Aynı anda kafamın içinde tek bir resim mevcudiyetini ısrarla koruyordu.
Kalemini öpen bohem Sait Faik! “Yazmasam deliririm.” diyen adam…
Sol elimle gömleğimin cebinden, emektar kalemimi çıkarıp, sağ elimle, bir kılıcı keskin yanından tutar gibi dikkatle kapağını okşadım. Birkaç iç çekişten sonra tekrar yerine koydum.
Bekleyişim uzamaya başladıkça duyularım, elimde olmadan iç alemimden sıyrılıp dünyaya odaklanıyordu. Üzerime varmadım.
Yanıma ne zaman geldiğini bile hatırlamadığım takım elbiseli iki adamın birbirleriyle pervasızca denilebilecek kadar yüksek sesle konuştuklarını duyup kulak verdim.
- Abi o iş tamam.
- Emin misin gardaş, bak sonra bir arıza çıkmasın?!
- Tamamdır dedik abi, benden kaçar mı? On numara iş oldu. Zaten kerizler de paralarını kaptıracak adam arıyorlarmış, kuş gibi atladılar. Yanlarına gidelim, görürsün bak. Çok temiz iş.
- Dedik oğlum sana tutar diye. Bu emeklilere ikramiye fazla gelir, kaldıramazlar o kadar parayı. Gaste ilanından mı düştülerdi?
- Evet abi. “Yapar Konut” şirketin adı. Aman diyim, açık verme. Maketlere de bir sürü para verdik zaten, yatmasın iş.
- Tamam oğlum kaçın kurasıyız biz. “Yapar Konut, yuvanızı yapar” mıydı reklam? He he he, oğlum ne çok kek varmış la!
- He he he! Ne demiş atalar abi? Neydi o laf, dur bakim, eşekli semerli bişeydi.
- Ne bileyim oğlum. Boşver, yürü hadi geç kalcaz.
- Tamam abi.
“Yakaladım!” diye bağıracaktım az daha. İki dolandırıcı kalabalığa karışırken, kadim dostum haykırıyordu arkalarından. Elbette yalnızca ben duyuyordum sesini.
“Yakaladım sizi! Yaptıklarınızın yanınıza kar kalacağını düşünüyorsunuz öyle mi? Gafiller sürüsü! Yanlış adama çattınız. Ben, yazar. Sizi mahkum ettim. Ebediyen dolandırıcı olarak bilinmenize, bugün ve yarın tüm insanlığın sizi günahlarınızdan dolayı lanetlemesine hükmettim. Şimdi yanın, cehennemin bitimsiz kara ateşinde!”
Sesin kaybolmasına fırsat vermeden çantamdan not defterimi çıkardım. Hararetle yeni öykümün ana hatlarını belirlemeye koyuldum. Yanı başımdaki tozlu banka ne zaman oturdum, hatırlamıyorum bile. İşim bittiğinde nefes nefese kalmıştım.
Banktan kalkıp üzerimi silkeledim. Malcom’la göz göze geldim. Sadece onun anlayacağı belli belirsiz bir selam verdim dostuma. Gözlerimi kapayıp, biten her eserin ardından kalbime dolan esriklik haline bıraktım kendimi. Kalemimi öpmek için tarifsiz bir istek duyuyordum. Tuttum kendimi, defteri çantama, kalemi de cebime koydum usulca.
O sırada Sadık, hızlı adımlarla yanıma yaklaştı. Gülümseyerek karşıladım onu. Hikayemden bahsetmek için sabırsızlanıyordum.
- Abi kusura bakma, ancak gelebildim, dedi elini uzatırken.
- Estağfurullah usta, mühim değil.
Tokalaşıp sarıldık. Duraksadım. Fazla aceleci görünmek istemiyordum, evde bahsetmeye karar verdim. Şimdi kitapçıya gitmeliydik.
- Gidelim mi usta?
- Gidelim yalnız fazla oyalanmayalım, ben açlıktan ölüyorum.
- Ben de, inşallah evde yiyecek bir şeyler vardır.
Kitapçıya kadar, usulen edilmiş birkaç söz hariç pek konuşmadık.
Belli etmemeye çalışsam da heyecanlıydım. Bu defa şeytanın bacağını kıracağımdan emindim. Az önceki öykü de buna işaretti herhalde.
Aylardır gide gele tanış olduğumuz, kendi halinde kitapçı dükkânının sahibi bizi görür görmez içeri buyur edip çay söyledi. Çayları içerken, sohbetin uzamasına izin vermeden sordum.
- Abi Z. dergisi geldi mi?
- Bugün geldi kardeşim, bak hemen arkanda.
Daha fazla konuşmaya mecalim yoktu. Terli ellerimle dergiyi aldım. İçindekiler bölümünü açıp hızlıca ismimi aradım. Bulamayınca, baştan sona isimleri yeniden kontrol ettim. Nafile!
Alışık hareketlerle derginin atölye bölümünü açtım. İsmimin yazılı olduğu küçük paragrafı görünce, merakla ünlü yazarın öyküm hakkındaki yorumunu okumaya başladım.
“ Sevgili ……
Gönderdiğiniz öyküde kullanılan dil ve üslup kötü değil. Tasvirlerde abartıdan kaçınılmış. Bunlar beğendiğim hususlar.
Ancak kahramanlar yeterince inandırıcı değil. Daha güncel konulara temas etmeye çalışmalısınız. Ayrıca günlük hayatta çevrenizdeki olay ve insanları daha dikkatli incelemelisiniz derim.
Yazmaya ve okumaya devam. Yazarlık kumaşı mevcut.
Diğer arkadaşlara tavsiye ettiğim ustaları siz de es geçmeyin. (Sait Faik, M.Ş. Esendal, Tanpınar, Orhan Kemal, Necati Cumalı, Füruzan, Tomris Uyar, Oğuz Atay, Bilge Karasu, Demir Özlü, Cemil Kavukçu)”
İlk tepkim ismi anılan yazarlarla ilgiliydi.
"Ne ki bu, öykücü fihristi mi?" diye fısıldadım dişlerimin arasından.
Sonra yorumu tekrar okudum. Tekrar ve tekrar… On cümleye bunca çelişkili ifade nasıl sığdırılabilmişti? Kitaplarını saygıyla okuduğum adam bu muydu? O yazarsa ben neydim? Ben yazarsam o neydi?
Alnımda biriken terleri silerken, yapılan yorumun kuruluğunun sebebini anlamaya çalıştım. Okumamıştı öykümü belki de, işi çoktu, yoğundu. Bu hafta acele yorumlar çiziktirmek zorunda kalmıştı. Temsil ettiğimiz kuşak, dolayısıyla sanat anlayışımız bile farklıydı…
Binlerce mazeret sıraladım ama ne kendimi ne de yorumcu yazarı düze çıkaramadım.
Keyfim iyiden iyiye kaçmıştı. Dergiyi ait olduğu yere bıraktım. Ne diyeceğini bulmaya çalışan Sadık konuşmasın diye dua ettim içimden, kabul edildi. Bitkin bir edayla doğruldum.
- Abi biz kalkalım.
- Okuyacaksan dergiyi götür kardeşim. Okuduktan sonra getirirsin.
- Yok abi sağ ol, bakmıştım öylesine.
- Biliyosun, lafı olmaz aramızda.
- Sağ ol abi, dedim belli belirsiz bir sesle.
Dükkandan çıkıp evin yoluna düştük. Bir ara Sadık “Boşveer!” dedi. Ben sustum, o da sustu sonra. Eve girene kadar konuşmadık.
İçeri adımımızı attığımızda yeni bir soruyla boğuşmak zorundaydık.
Gerçek bir soru! Geciken kiramız kadar gerçek. “Evde yiyecek var mı?”
Ayakkabılarımızı dahi çıkarmadan, girişteki mutfağa yöneldik. Kısa süren bir aramadan sonra iki bayat ekmek, kurumaya yüz tutmuş bir tabak zeytin, yer yer çürümüş üç domates ve yarım litre kadar da kola bulduk.
Yataklarımızın bulunduğu salondan geçip, sağda solda yığılı kitaplarla dolu odaya girdik. Odanın tam ortasındaki ahşap masayı temizledikten sonra eski bir gazete parçasını masaya serip tabakları üzerine koyarken hala tek kelime konuşmuş değildik.
Oturduk, önce yemeğimize sonra birbirimize baktık. Düşünüyorduk. Aynı şeyi düşündüğümüzden hiç bu kadar emin olmamıştık belki de. Sadık gözlerini gözlerimden ayırmadan, kararsız bir sesle;
- Abi kitapların birazını satsak mı, dedi.
Boğazıma kadar yükselen küfürlere engel olmaya çalışarak, ekmeği ikiye böldüm. Zeytinleri pay etmek için tabağı önüme çektim. Sadık’ın gözleri hala üzerimdeydi, cevap bekliyordu.
Gömleğimin cebinden kalemimi çıkardım. Sadık’a anlatmayı planladıklarım aklıma geldi. Sait Faik’in resmi gözümün önünde dalgalandı yeniden.
Gözümden akan bir damla yaş, bir zeytin tanesine hayat verirken hırsla kalemimi kırdım. Parçalarını odanın en uzak köşesine doğru fırlattım.
- Hepsini satalım!
Sait Faik gülümsüyordu, bense öfkeliydim.

Tesekkur Listesi Bos.
Logged

sonmohikan


------Üye Bilgileri Full Member
***

Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 100


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Üye ID: 10

Kayıt tarihi 04 Şubat 2008, 10:37:16

Nerden: istanbul
Yaş: 35
Mesaj Sayısı: 151





Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü İtibar


Durumum:



Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #1 : 04 Şubat 2008, 22:27:53 »

emege saygı teşekkürler
Logged
konuskan



Administrator
------Üye Bilgileri Sr. Member
*****

Rep Gücü: 23
Rep Puanı: 11310

Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Üye ID: 9

Kayıt tarihi 29 Ocak 2008, 22:55:33

Nerden: izmir
Yaş: 28
Mesaj Sayısı: 298




Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü İtibar


Durumum:



Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #2 : 05 Şubat 2008, 09:40:04 »

teşekkürler Karizmatik
Logged

By cengo


------Üye Bilgileri Jr. Member
**

Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 0


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Üye ID: 12

Kayıt tarihi 06 Şubat 2008, 16:39:54

Nerden: turkpol.net
Yaş: 16
Mesaj Sayısı: 61




TURKPOL.NET ONURALPEREN.NET


Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü İtibar


Durumum:



Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #3 : 07 Şubat 2008, 18:40:34 »

güzel hemde cokk
Logged

(onuralperen.net/forum)
Memoli



Administrator
------Üye Bilgileri Full Member
*****

Rep Gücü: 10
Rep Puanı: 5120



Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Üye ID: 1

Kayıt tarihi 18 Aralık 2007, 00:11:55

Nerden: Turkey
Yaş: 33
Mesaj Sayısı: 138





Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü İtibar


Durumum:



Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #4 : 17 Şubat 2008, 12:30:33 »

paylaşım için teşekkürler eline emeğine sağlık  Gülümseme
Logged


Forum İçeriğimiz Ziyaretçilere Kapalıdır
 
 VeYa 


Forum İçeriğimiz Ziyaretçilere Kapalıdır
 
 VeYa 


Forum İçeriğimiz Ziyaretçilere Kapalıdır
 
 VeYa 


Forum İçeriğimiz Ziyaretçilere Kapalıdır
 
 VeYa 

emre_ardahanlı


Ziyaretçi

Durumum:



Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #5 : 08 Mart 2008, 07:39:31 »

güzel teşekkür ederim süper yaw Dil çıkaran Şaşırmış Şaşırmış
Logged
poliyanna



Administrator
------Üye Bilgileri Hero Member
*****

Rep Gücü: 13
Rep Puanı: 5890



Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Üye ID: 2

Kayıt tarihi 19 Aralık 2007, 11:10:14

Nerden: hatay
Yaş: 27
Mesaj Sayısı: 732





Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü İtibar

WWW
Durumum:



Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #6 : 17 Mart 2008, 00:05:31 »

teşekkür ederim emeğine sağlık
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Smf Kardeşliği.Com
smf.gen.tr aracılığı ile SMF kullanan siteler arasında yaptığımız SMF Kardeşliği listemizi görmek ister misiniz?

Bu site SM Forumlar Birliğinin Üyesidir
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sitedeki Ozel Mesajlar PmSpy 1.2.0 Ile Denetlenmektedir
Webmaster © By MeMoLi
Sitemap
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
www.onuralperen.net,mizah,youtube,video,ödev,yıllık plan,günlük plan,planlar,makale,hikaye,şaka,fıkra,kocakafalar,flash oyun,animasyon,şiir,öss,tus,üds,kpss sınav,sonuçlar Güvenlik Tarayıcısı
İp Adresiniz: Bağlantı Bilgileriniz: Konumunuz: Sistem Bilgisi:
38.103.63.59 CCBot/1.0 (+http://www.commoncrawl.org/bot.html) [Sisteme Kaydedildiniz!]