|
poliyanna
|
 |
« : 30 Ocak 2008, 11:19:44 » |
|
Tarih Sayfalarından
….NAPOLYON (Hatıra)
Bir savaş sırasında saldırıdan kaçan Fransa İmparatoru Napolyon, kendini bir anda bir kürkçü dükkanda bulur ve kürkçüye yalvarır: “Beni hemen saklayın, ne olur !” Ölüm korkusuyla yüzü sararan savaş yorgunu Napolyon’a kürkçü, kürk yığınının altını açar ve “Buraya gir” der. Kısa bir süre sonra onu takip eden düşman askerleri gelip Napolyon’u sorarlar. Kürkçü: “Ben görmedim” deyince kürk yığınına rast gele kılıçlarını batırıp çıkarırlar, öfke ile giderler. Az sonra da Napolyon’un askerleri gelir. Napolyon sağ salim teşekkür edip ayrılırken kürkçü sorar: - Ölüm korkusu nasıl bir şey? Napolyon bir an durur ve kızarak bağırır: - Bana soru sormak kimin haddine? Derhal cezanı çekeceksin. Ve emirlerini verir: - Ellerini ve gözlerini bağlayın. Diz çöktürün. Karşısına geçin ve nişan alın !... Kürkçü sorduğuna bin pişman. Vücudu titrer, yüzü sapsarı kesilir. Hayatı bir film gibi gözlerinden geçerken Napolyon, gözlerindeki mendili çözer ve: “Şimdi anladın mı ölüm korkusunu? Teşekkür ederim.” Deyip kazanılan savaş alanına döner.
…..İÇERİDEN DIŞARIDAN
Sultan Abdülaziz Han, Paris’te açılan 1866-1867 sergisi dolayısıyla yaptığı seyahatte Keçeci Zade Fuat Paşayı refakatine almıştı.Bu seyahat sırasında compte de Montauben de Palitan üçüncü Napolyon’un baş vekili idi. Üzerinde Seraskerlik vazifesi vardı. 3. Napolyon Süveyş kanalını açtırmak , Girit adasını Yunanistan’a vermek istiyordu.Sultan Abdülaziz Han ile Ali ve Fuat Paşalar, Fransa Kralının hassaten ikinci arzusunun tahakkuk ettirilmesi taraftarı idi. Compte de Montauben de Palitan ile Fuat Paşa arasında siyasi görüşmeler olurken Compte de Montauben Keçeci Zadeye dedi ki: “Niçin beyhude ısrar ediyorsunuz? Hangi kuvvetinize güveniyorsunuz? Hükümetinizin ne derece zaafa düştüğünü görmüyor musunuz?” Fuat Paşa derhal mukabele etti: - Hayır Kont hayır ! Türkiye hiçbir zaman zaafa düşmemiştir. Bütün kuvvetini muhafaza ediyor ve edecektir. Türkiye en kuvvetli, en dayanıklı devletlerden biridir. 300 senedir siz dışarıdan, biz de içeriden yıkmağa çalıştığımız halde bir türlü yerinden sarsamadık!
….GOETHE TÜRK’MÜ?
Alman edebiyatının ilk akla gelen ismi şüphesiz Goethe’dir. (1749-1832) Daha evvelki araştırmalarda da söz konusu olan Goethe ve eşinin Türk ve Müslüman olduğudur. Alman araştırmacılar Prof. Robert Sommer, Carl Knetsch, Bernt Engelmann’ın ve Türk Doktor Bayram Yılmaz’ın ayrı ayrı yaptıkları araştırmalarda da, Haçlı seferleri sırasında Almanya’ya yerleşen Sadık Selim Sultan adlı bir Selçuklu beyinin soyundan geldiği anlaşıldı. Alman gazetesi Die Zeit’ de bu haberi okuyucularına duyurdu. Goethe’nin eserlerinde Kur’an-ı Kerim ve islamiyeti öven bir çok yazısı vardır. 5 ocak 1814’de yazdığı bir mektup: “… Ben burada öyle bir hikmetten bahsetmek istiyorum ki Peygamberin ( aleyhisselam) konuşmasına dahi müsaade edilmeyen çağımızda, bir hadise vuku buldu.Bir kaç yıl önce, kim diyebilirdi ki, bizim Protestan Lisesinin konferans salonunda Müslümanlar topluca namaz kılacaklar ve Kur’an-ı Kerim den sureler okuyacaklar. Hem de biz, Başkurt’ların namazlarına iştirak edeceğiz. Onların mollalarıyla görüşüp, reislerini tiyatroya davet edeceğiz….” Bir şiirinde Kur’an-ı Kerim hakkında şöyle diyor: “… O’nun, kitapların kitabı olduğuna, Müslümanlık icabı inanıyorum..” Tarih ve Medeniyet ( Mart 1996/24) "Bu Konuya Tesekkur Eden" Uyeler 1 Kullanici
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
emre_ardahanlı
Ziyaretçi
Durumum:
Uyarı Puanı:  %0
|
 |
« Yanıtla #5 : 08 Mart 2008, 07:32:05 » |
|
teşekkür ederim
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
poliyanna
|
 |
« Yanıtla #6 : 16 Mart 2008, 23:57:18 » |
|
teşekkürler
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|